|
|
|
Kolesterol Nedir?
Kolesterol,
sağlıklı yaşamamız için çok amaçlı olarak gerekli
bir maddedir. Çünkü günlük yaşantımızda yaşamamıza
çoğu zaman yardımcı olmaktadır. Kolesterol yağımsı
bir maddeden oluşturmaktadır.
İyi kolesterol ve kötü
kolesterol olarak bildiğimiz
kolesteroller görevleri farklıdır. Kolesteroller
aslında taşıyıcılık görevini görürler. Karaciğerde
sentezlenen kanı kalbe taşıyan HDL ve LDL olarak iki
grupta toplayabiliriz. HDL eğer düşük ise risk
faktörü oluşmaktadır. Çünkü sadece LDL yani kötü
kolesterol sorun yapılmamalı bir o kadar HDl nin ide
ayarlamak lazım. Eğer
HDL 35 mg/dl’nin
altında ise Ayeıca
Kalp
hastalıkları genetik ise mutlaka
acil durumda dengelemek gerekir.
LDL
yani kötü kolesterol yüksekse durum daha da
vahimdir. Damarlarda yapışkan özelliğine sahip
olduğunda kalbe kanı taşırken damarlarda yapışır
çünkü kanda çözülmemektedir. Bu durum devamlı
olduğunda damar sertliği oluşturur. Kolesterol,
Karaciğerden başlayarak kalp, bağırsak, aslında tüm
vücutta vardır. Şunu iyi bilmek gerekir kolesterol
seviyesini iyi ayarladığında yani değerler dengede
tutuğumuz sürece paniklememiz lazım, çünkü
kolesterol yaşantımızda oldukça iyi işlere de
yaramaktadır. Başta
seks hormonunun
faaliyetlerini artırarak seks problemini dengeler.
Kolesterol Ayrıca vücutta kendiliğinde kortizon
üreterek başta cilt hastalıkları olmak üzere
vücudumuzun hormonların dengelemesine yardımcı
olmaktadır. Mesela
D vitamini
sindirilmesine yardımcı olarak safra
akımını ayarlamaktadır. Bu kemik, saç tırnak, ve
bunlara bağlı tüm rahatsızlıkarın tetiklenmesine
izin vermemektedir. Dolayısı ile bünyemizde
kolesterol mutlaka dengede bulundurmamız
gerekmektedir. Eğer kanda fazla miktarda
kolesterol
varsa, bu kan damarlarında birikir ve kan
damarlarının sertleşmesine, daralmasına (arteriyoskleroz)
yol açar. Arteriyosklerozda damar duvarında biriken
tek madde kolesterol değildir; akyuvarlar, kan
pıhtısı, kalsiyum... gibi maddeler de birikir.
Toplumda, arteriyoskleroz için damar sertliği, damar
kireçlenmesi gibi ifadeler de kullanılmaktadır.
Ayrıca diğer kan yağlarınızın da bilinmesi
gerekiyor. Çünkü eğer iyi kolesterolünüz yüksekse
hafif veya orta düzeydeki kolesterol yükselmelerinde
ilaç kullanılmıyor, o kişiler sadece izleniyor.
Örneğin iyi kolesterolü 80’in üzerinde olan bir
hanım hastada kötü kolesterolün 160 civarında olması
(eğer genetik risk yüksek değilse) hoş
görülebiliyor. Diğer taraftan sağlığınızın ne
durumda olduğu da karar verme de etkili oluyor.
Örneğin şeker
hastalığınız, hipertansiyonunuz
varsa orta derecede kolesterol yükselmeleri bile-
hele bir de iyi kolesterolünüz çok azsa- önem
kazanabiliyor. Kısacası kolesterol yüksekliğinin
ilaçla tedavi edilip edilmemesine karar vermek ciddi
bir tecrübe gerektiriyor. Çok sık yapılan bir başka
yanlış da en düşük kolesterol değerinin en iyi durum
olduğunun sanılması. Kolesterol seviyesinin sıfır
olması halinde yaşamınızı sürdürmeniz mümkün
olmuyor. Hiç kolesterol olmasaydı insan türü yok
olurdu ve biz ölürdük! Temel’in fıkrasına benzedi
ama (!) eğer kolesterol olmasaydı erkekler
testesteron, kadınlar da östrojen hormonlarını
üretemez ve bir sonraki kuşak meydana getirilemezdi.
Diğer taraftan kolesterolün aşırı düşmesi de bazı
sağlık problemlerine yol açabilecek gibi görünüyor.
Gerçek Değerler Nelerdir
Eldeki verilere göre
sağlıkla ilgili birçok konuda olduğu gibi kolesterol
konusunda da makul bir noktada durmak gerekiyor.
LDL
kolesterolünüz 100 civarında (130’u
geçmesin), HDL
kolesterolünüz 50–60 civarında
(40’ın altına düşmesin), toplam kolesterolünüz 180
civarında (200’ün üzerine çıkmasın) ise pek korkunuz
olmasın. Anlatmak istediğim şey şu. Eğer çok yüksek
riskli biri değilseniz (kalp krizi geçirmemiş, stend
takılmamış, by-pass
ameliyatı olmamışsanız, LDL
kolesterolünüz çok yüksek, HDL kolesterolünüz çok
düşük değilse)
kolesterol savaşına doğrudan ilaç
kullanarak değil yaşam tarzınızı yeniden
şekillendirerek başlayın. Çünkü kolesterole karşı
alacağınız önlemlerin çoğu zaten sağlıklı beslenme
önlemlerinden farklı bir şey değildir.
Nasıl Önlem Almalıyız
Kolesterol
düşürücü ilaçları olur olmaz
kullanmayınız. Genetik risk çok düşük görünüyorsa.
Başka bir sağlık sorununuz da yoksa. LDL
kolesterolünüz genellikle 130-140 civarında olması
gayet normaldır.. Ama
HDL
kolesterolünüz 55’in üzerinde ise hemen ilaç
kullanmayın. Dikkatli bir beslenme planı uygulayarak
LDL kolesterolünüzü azaltmaya ve sürekli egzersiz
yaparak HDL
kolesterolünüzü 60’ın üzerine çıkarmaya çalışın.
Dikkat edilecek gıdalar; hamburger,sosis ,Pizzayı,
özelikle dondurma dondurulmuş gıdalar,Tereyağını,
margarini kullanmamaya çalışın. Zeytinyağını ve
zeytinyağlı sebzeleri tercih edin. Genelde yağ
tüketimimi de azaltmaya gidin. Süt ürünlerini asla
tam yağlı olarak kullanmayın Yoğurdun, peynirin
yağsız veya yarım yağlı olanlarını kullanmayı
deneyin.
Kolesterol
kanda lipoprotein adı verilen maddelerle taşınır.
Aslında
kolesterol bebekliğimizden bu yana
vücudumuzda bulunan bir maddedir. Gelişme çağında
gelişmeye yardımcı olan bazı hormonların yapısına
girerek gelişmemize yardımcı olmaktadır. Kanda
kolestrolu taşıyan lipoprotein adı verilen iki
kolesterol
vardır. Bunlar
HDL VE LDL Zaralı olan (LDL) damarın
1-2 duvarına lipoprotein taşır Faydalı olan(HDL)tam
tersi damarda biriken zararlı
kolesterolü
yağların dolaşımına taşıyarak parçalanmasına
yardımcı olmaktadır. Şimdi Detaylı inceleyelim
LDL (Low Density
Lipoprotein)
Düşük yoğunluklu
lipoprotein
(İngilizce karşılığı olan Low Density
Lipoprotein'den
LDL
(Zararlı
Kolesterol)
olarak kısaltılır) kanda
kolesterol
taşıyan bir lipoprotein sınıfına karşılık
gelir. Karaciğerde üretilen çok düşük yoğunluklu
lipoprotein (İngilizce ''Very Low Density
Lipoprotein'',
VLDL)
metabolizması sonucu oluşur.
LDL
(Zararlı
Kolesterol)tanecikleri
18-25 nm çapındadır, taşıdığı lipitlerin yanı
sıra apolipoprotein B-100 apoE proteinlerini
içerir. LDL
seviyesi ile kalp hastalıkları arasındaki
bağlantıdan dolayı sıkça "kötü"
kolesterol
olarak anılır.
LDL'in
başlıca işlevi,
kolesterol
ve
trigliserit üreten hücre ve
dokulardan bu molekülleri alıp bunlara
gereksinimi olan hücre ve dokulara taşımaktır.
Kalp
hastalıklarındaki rolü
LDL'nin
kandaki seviyesi ile ateroskleroz, ve dolayısıyla
koroner arter hastalığına, inme ve periferal
damar hastalıkları
ile ilişkilidir.
LDL'in
taşıdığı
kolesterole "kötü" denmesine karşın
söz konusu kötülük, bu
kolesterolun
nereye, nasıl ve ne hızla taşındığıyla ilişkilidir.
LDL'de bulunan
kolesterol miktarından daha çok bu
LDL
(Zararlı
Kolesterol)taneciklerinin
büyüklükleri ve onların konsantrasyonunun
aterosklerozun ilerlemesini etkilediğine dair
deliller artmaktadır. En sağlıklı (ve ender) kan
profili, küçük
LDL'lerin hiç bulunmaması ve az
sayıda büyük ebatlı
LDL (Zararlı Kolesterol)taneciklerine
bulunmasıdır. Çok sayıda küçük
LDL
(Zararlı
Kolesterol) taneciklerinin olması,
aynı toplam
kolesterol konsantrasyonunda ama az
sayıda büyük
LDL tanecıkleri olmasından çok daha
olumsuz sonuçlar doğurur; ateroma büyüme hızı,
ateroskleroz ilerlemesi, kalp hastalıklarının
ciddiyeti ve ölüm riski daha yüksektir.
VLDL,
lipoprotein lipaz (LPL) enziminin etkisiyle
trigliseritlerini kaybetmek yoluyla
kolesterol
içerereğini arttırıp sonunda
LDL'ye
dönüşür. Yüksek
LDL (Zararlı Kolesterol)
seviyesinin kalıtsal bir biçimi familial hiperkolesterolemidir
Yüksek LDL
seviyesi olması haline hiperlipoproteinemia tip II
denir
Amerika'da
belirlenen bu sınırlar
kalp hastalıklarından
kaynaklanan ölüm oranını yılda %2-3 azaltmak amacını
güder. Araştırmalar, koroner anjiyoplasti veya bay
pas ameliyatına kıyasla
LDL
(Zararlı
Kolesterol)düzeylerinin
düşürülmesinin kalp hastalığı ölümlerini
engellemekte çok daha etkili olduğunu
göstermişlerdir. Aterosklerozlu hastalarda Amerikan
sağlık kuruları 70 mg/dL altına (ne kadar altına
olması gerektiğini belirtmeden) indirilmesini salık
verirler. İlaç yoluyla
LDL'nin
azaltıldığında
kalp hastalığı oranının sıfıra
ulaşması için LDL'in 50 mg/dL
dolayına indirilmesi gerektiği bulunmuştur. Uzun
dönemli topluluk çalışmalarında, çocukken 35 mg/dL
LDL
düzeyine sahip olan ve ateroskleroza yol açacak
beslenme alışkanlıkları olanlar, büyüdüklerinde
aterosklerozun ilk aşamasının belirtilerini
gösterdiği bulunmuştur. Ancak belirtilen bu
araştırmalar
LDL (Zararlı Kolesterol)
kolesterolünün kimyasal
konsantrasyonuna değindiklerinden bu bulgular
yanıltıcı olabilir.
Ölçme yöntemleri
Lipit
konsantrasyonları, hastalık sonucu ile ilişkili
olduklarından değil, ölçümü kolay ve ucuz oldukları
için en yaygınca kullanılan klinik ölçüm yöntemi
olmuşlardır. Ancak, daha ayrıntılı ölçümlerin
yararlı olduğuna dair bulgular artmaktadır.
Özellikle LDL
(Zararlı
Kolesterol) tanecik sayısı ve
büyüklüğünün,
LDL'deki
kolesterol
konstrasyonuna kıyasla hastalık seyriyle çok daha
bağlantılıdırlar. Hatta
LDL (Zararlı Kolesterol)tanecik
sayıları göz önüne alındığında, kardiyovasküler
sorunlarla ilişkili olan diyabet, obezite, sigara
kullanımı gibi başka faktörlerin istatiksel
katkıları ortadan kalkar.
HDL (High Density
Lipoprotein)
Yüksek yoğunluklu
lipoproteinler
İngilizce High Density Lipoprotein 'in kısaltması
olan HDL
olarak da bilinirler.
HDL(Faydalı
Kolesterol), vücuttaki dokulardan
karaciğere kolesterol taşıyan bir
lipoprotein sınıfıdır.
HDL(Faydalı Kolesterol)
arterlerde oluşan ateromalardaki
kolesterolü
alıp vücuttan atılmak üzere karaciğere taşıdığı için
bu lipoproteinde bulunan
kolesterol
"iyi kolesterol"
olarak anılır. (Buna karşın ateromalarda
kolesterol
birikmesine yol açan
LDL'deki
kolesterol
"kötü
kolesterol" olarak adlanır.)
HDL(Faydalı
Kolesterol) lipoproteinlerin en
küçükleridir. Yüksek oranda protein içermelerinden
dolayı yoğundurlar. Başlıca apolipoprotein A-I (apoA-I)
ve apoA-II proteinlerini içerirler. Bu
lipoproteinler karaciğerde fosfolipidler eşliğinde
bileşikler olarak sentezlendiğinde madenî para gibi
yassı bir görünümleri olur. Bu yeni oluşmuş
tanecikler yakınından geçtikleri hücrelerin
membranlarından
kolesterol
molekülleri absorblayabilirler. Plazmada bulunan
Lesitin
kolesterol Asil Transferaz
(İngilizce ''Lecithin Cholesterol Acyl Transferase'',
LCAT) adlı enzim bu
kolesterolü
kolesteril estere dönüştürür. Kolesteril esterler,
kolesterolden
daha hidrofobik lipitler olduğundan dolayı
HDL'in
ortasında birikirler ve bu birikmenin sonunda HDL
küresel bir biçim alır.
HDL (Faydalı
Kolesterol)dolaşım sırasında
hücrelerde
kolesterol absorblamaya devam eder
ve büyür. Bu yüzden
HDL'nin
koruyucu özelliği taşıdığı
kolesterol
miktarı ile değil, büyük HDL taneciklerinin sayısı
ile ilişkilidir. Erkeklerde HDL
düzeyleri kadınlardakinden daha düşüktür, ayrıca
tanecik sayıları ve içerdikleri
kolesterol
miktarı da daha azdır. Epidemiyolojik çalışmalarda
60 mg/dL üstünde HDL düzeyinin
kardiyovasküler hastalıklara ( koroner arter
hastalığı ve akut inme gibi) karşı koruyucu bir
etkisi olduğu görülmüştür.
Düşük HDL(Faydalı
Kolesterol) düzeylerinin ise
(erkeklerde 40 mg/dL altında, kadınlarda 50 mg/dL
altında) aterosklerotik hastalıklar için pozitif
risk faktörüdür. Her
HDL
taneciği aynı derecede koruyucu değildir.
Kolesterol
absorblama kapasitesi daha fazla olan büyük
HDL
(Faydalı
Kolesterol)
tanecikleri asıl koruyucudurlar ve bunların miktarı
ile toplam HDL(Faydalı
Kolesterol) arasında bir bağlantı
yoktur. Büyük
HDL'nin toplam HDL'ye oranının
hesaplanabilmesi için eletroforez veya NMR
spektroskopisi teknikleri gerekmektedir.
|